Diyarbakır'ın adını kim koydu ?

Umut

New member
Diyarbakır’ın Adını Kim Koydu? Bir Şehir İsminin Peşinde Suriçi’nde Geçen Bir Akşam

Geçenlerde Diyarbakır’ın eski sokaklarında yürürken aklıma çok basit görünen ama cevabı hiç de basit olmayan bir soru takıldı: “Diyarbakır’ın adını kim koydu?”

İnsanın ilk anda bir kişinin adını bulacağını sanası geliyor. Hani bir hükümdar çıkar, “Bu şehrin adı artık şu olsun” der ve mesele kapanır ya… Fakat Diyarbakır’ın hikâyesinde işler öyle yürümüyor.

Bunu anlamam, eski bir taş duvarın gölgesinde başlayan uzun bir sohbet sayesinde oldu.

Yanımda tarih meraklısı arkadaşım Murat vardı. Her zamanki gibi elinde not defteriyle geziyordu. Ben ise daha çok çevredeki evlere, kapılara, dükkânlara bakıyordum. Bir ara durup ona sordum:

“Peki Murat, Diyarbakır’ın adını gerçekten kim koymuş?”

Defterini kapattı.

“Bence soruyu yanlış soruyorsun,” dedi.

“Nasıl yani?”

“Bir kişinin koyduğu bir isim arıyorsan bulamayabilirsin. Çünkü bu şehrin adı, bir anda verilmiş tek bir isimden çok, yüzyıllar boyunca oluşmuş bir hikâye.”

İşte o akşam benim için Diyarbakır’ın adı değişti. Daha doğrusu, ismin arkasındaki hikâyeyi görmeye başladım.

Bir Şehirden Önce Bir Yol Vardı

Murat’ın anlattığı ilk şey şuydu: Diyarbakır, tarihin herhangi bir döneminde boş bir araziye kurulmuş sıradan bir şehir değildi.

Dicle havzasındaki konumu, onu Mezopotamya ile Anadolu arasındaki önemli geçiş noktalarından biri haline getirmişti. Ticaret yolları, ordular, göçler, farklı topluluklar ve kültürler yüzyıllar boyunca bu bölgeden geçti. Bugünkü Diyarbakır’ın çevresindeki yerleşim tarihinin de binlerce yıl öncesine uzandığı biliniyor. Körtik Tepe ve Çayönü gibi arkeolojik alanlar, bölgenin insanlık tarihindeki önemini gösteriyor. Diyarbakır Belediyesi+1

Murat haritayı açtı.

“Şuna dikkat et,” dedi. “Bir şehrin ismini anlamak için bazen önce coğrafyasını anlamak gerekir.”

Bu cümle hoşuma gitti.

Çünkü Diyarbakır’ın hikâyesinde isimler değişirken şehir yerinde kalmıştı. İnsanlar gelmiş, gitmiş; yönetimler değişmiş; diller değişmiş; fakat surların gölgesindeki hayat devam etmişti.

Sonra bana şehrin eski adlarından söz etti:

Amida, Amidi, Amid, Kara Amid, Diyar-ı Bekr, Diyarbekir ve Diyarbakır…

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi de şehrin tarih boyunca bu farklı adlarla anıldığını belirtiyor. TDV İslâm Ansiklopedisi ise eski adın Amida olduğunu, İslâmî dönemde Âmid biçiminin kullanıldığını ve daha sonra Diyarbekir adının öne çıktığını aktarıyor. TDV İslâm Ansiklopedisi+1

“Yani,” dedim, “Diyarbakır aslında tek isimli bir şehir değil.”

“Tam olarak öyle,” dedi.

Amida’dan Âmid’e: İsmin İlk Katmanı

O gece öğrendiğim ilk önemli ayrıntı şuydu: Bugünkü Diyarbakır’ın adı her zaman Diyarbakır değildi.

Şehrin eski adı Amida olarak biliniyor. Ancak bu adın kökeni konusunda kesinlik bulunmuyor. İslâmî dönemde ise isim Âmid şeklinde kullanılmış ve uzun süre hem şehir hem de şehir merkezli idari bölgeyle ilişkilendirilmiş. TDV İslâm Ansiklopedisi

Burada Murat’ın çözüm odaklı tarafı ortaya çıktı.

“Bütün isimleri sıraya koyarsak mesele çözülüyor,” dedi.

Ben güldüm.

“Sen her şeyi tabloya çevirebiliyorsun.”

“Başka türlü kayboluruz.”

Tam o sırada yanımıza Elif geldi. Birkaç dakika önce çevredeki eski evlerden fotoğraf çekiyordu. Konuşmamıza kulak misafiri olmuş.

“Bence tabloya çevirmeden önce insanların bu isimlerle kurduğu bağı da düşünmek gerekiyor,” dedi.

Murat ona baktı.

“Nasıl yani?”

Elif şöyle cevap verdi:

“Bir şehirde insanlar aynı yere farklı isimlerle seslenebiliyor. Bir isim resmî belgede yaşayabilir, başka bir isim aile içinde, bir diğeri şiirde, türküde veya günlük konuşmada kullanılabilir. İnsanların hafızası da tarihin bir parçası.”

Bu cümle, akşamın geri kalanını değiştirdi.

Çünkü mesele artık yalnızca “Bu isim nereden geliyor?” sorusu değildi.

“İnsanlar bu isimleri nasıl yaşattı?” sorusuna da dönüşmüştü.

Peki “Diyar-ı Bekr” Nereden Çıktı?

Asıl merak ettiğimiz yer burasıydı.

Diyar-ı Bekr ya da Diyâr Bekr, Arapça kökenli bir adlandırma ve temelinde Bekir b. Vâil adlı Arap kabilesi bulunuyor.

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Bekir b. Vâil kabilesinin yaşadığı bölgeler için Diyâr Bekr adı kullanılmış ve bu yerleşim alanları bugünkü Diyarbakır'a kadar uzanmıştır. Ancak önemli bir ayrıntı var: “Diyâr Bekr” yalnızca bugünkü Diyarbakır kentini ifade eden dar bir isim değildi; farklı dönemlerde Bekir kabilesinin yaşadığı daha geniş bölgeler için de kullanılmıştı. TDV İslâm Ansiklopedisi

Murat hemen araya girdi:

“İşte kritik nokta bu. ‘Bekir’in diyarı’ gibi düşünebilirsin ama bugünkü anlamıyla ‘şehir adını Bekir isimli bir adam koydu’ demek doğru olmaz.”

“Yani Bekir isimli biri gelip şehre adını vermedi?”

“Hayır. Buradaki Bekir, Bekir b. Vâil kabilesini ifade ediyor.”

Elif ise başka bir noktaya dikkat çekti:

“Ve bir kabile adının bir coğrafyaya dönüşmesi de aslında toplumsal hafızanın nasıl çalıştığını gösteriyor.”

Bu düşünce üzerinde biraz durduk.

Çünkü bugün bir bölgenin adının nasıl ortaya çıktığını düşündüğümüzde genellikle resmî bir karar, bir hükümdar veya bir devlet aklı arıyoruz. Oysa tarihte bazı yer adları insanların yaşadığı, hareket ettiği, yerleştiği ve birbirini tanımladığı uzun süreçler içinde oluşuyor.

İsmi Koyan Bir Kral Değil, Tarihin Kendisi Olabilir mi?

O noktada hikâyenin en ilginç tarafı ortaya çıktı.

Diyarbakır’ın bugünkü adını tek bir kişinin koyduğunu söylemek tarihsel açıdan doğru görünmüyor.

Daha doğru anlatım şu:

“Diyarbakır” adı, tarih boyunca kullanılan farklı adlandırmaların ve özellikle Diyar-ı Bekr/Diyarbekir adının zaman içinde dönüşmesiyle ortaya çıktı.
 
Üst