logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 12-09-2022
Saat: 21:19

Tıklaindir

Dosya Arşivi
Site Map Contacts anasayfa
You are here: Home » Archives for genel
yazarYazar: | tarihTarih: 9 Aralık 2022 / 16:43


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye Kentsel Tesis Yönetim Derneği (TRKTYD) tarafından Sancaktepe’deki Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezinde plânlı “2. Tesis Yönetim Zirvesi ve Ödül Töreni”nde yaptığı konuşmada, tesis yönetiminin Türkiye’dahi yeni ve büyüyen tek sektör olduğunu söyledi.


1990’lı yıllarda İstanbul’bile, plaza ve ilişki merkezlerinin inşaatıyla faaliyetlerine başlayan sektörün, son 20 yılda şehirlerde yetişkin tek hızla yayıldığını tamlayan Kurum, sektörün 20 yılda nasıl yerde kadar büyüdüğü sorusuna, “istikrarlı ve yapı sektörünün tüm potansiyelini harekete geçiren tek iktidar” yanıtını verdiklerini aktardı.


Kişi başına sakıt gelir ve kurum gücünün artmasının emlak sektöründe nitelikli konut projelerinin sayısını artırdığını müfit Kurum, “Bu 20 yılda plansız ve aksi kentleşmeyi ortadan kaldırmak için Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan sayı önemli tek karar aldılar ve ‘Bedeli ne olursa olsun kentsel dönüşümü yapacağız.’ dediler. Kentsel tahavvül ve toplu konut faaliyetleri hayatımızın önemli birer parçası haline geldi. Türkiye’mizin ve milletimizin zenginleşmesiyle gecekondu mahalleleri ve çökme alanları yerlerini hızla toplu konutlara ve vatandaşlarımızın henüz iyi şartlarda yaşayabilecekleri sitelere dönüştürdük.” dedi.


“Vatandaşların ihtiyaçlarını giderecek düzenlemeleri destekleyeceğiz”


Bakan Kurum, toplu yapıların yoğun olması, nüfusu 5 kapı geçen sitelerin yaygınlaşmasının tesis yönetiminin önemini henüz bile artırdığını ifade etti.


Şehirlerde yaşayan nüfusun artıp, taleplerin dahi çeşitlendiğini nâkil Kurum, yerde talep ve ihtiyaçların inşaat faaliyetlerini dönüştürdüğünü, yetişkin sitelerdeki hizmetlerin sürekliliğini dahi mecbur kıldığını vurguladı.


Bakan Kurum, TRKTYD Başkanı Suat Sandalcı’nın vekillik bünyesinde tek şube müdürlüğü kurulması yönündeki talebine değinerek, “Şube müdürlüğü, kat başkanlığı, genel müdür yardımcılığı tek ihtiyaçsa bunu hemen kuracağız. Burada vatandaşlarımızın refahını yükseltecek, yerde noktadaki ihtiyaçları giderecek yönetmelikler, kanuni tensikat noktasında bile her türlü desteği bugüne kadar verdik, inşallah bu sonra bile vereceğiz.” niteleyerek konuştu.


İstanbul gibi yetişkin şehirlerdeki sitelerde güvenliğin tesis edilmesi için İçişleri Bakanlığıyla önemli tek mevzuat çalışması yürüttükleri sınamak paylaşan Kurum, “Çevreye Saygılı İklim Dostu Şehirler” hedefleri doğrultusunda bile çevreye ve iklime hassas, güvenli, sağlam, kimlikli yapılara sahip, kültürel değerleri yaşatan şehirler inşa etmek için çalıştıklarını ifade etti.


İklim değişikliğiyle mücadele ve uyum çalışmaları kapsamında binalardan kaynaklanan sera gazı emisyonlarını kırmak, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını miktarını, yeşil tarımsal ve enerji verimli yapıları miktarını için dahi icraat yürüttüklerinden söz fail Kurum, yerde durumun herkes için tek zaruret olduğunun altını çizdi.


Sitelerde “Sıfır Atık” çalışmaları


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen “Sıfır Atık” hareketine değinen Kurum, Sıfır Atık’ın özellikle konut alanlarında yaygınlaştırılması için site yönetimlerine yetişkin iş düştüğüne işaret etti.


Mahalle kültüründe “komşu” olgusunun önemine dikkati cazip Kurum, şöyle konuştu:


“Bizi tığ yapan değerleri unutmamamız lazım. Maalesef öyle durumlarla karşılaşıyoruz ki karşı komşusunu tanımayanlar var. Bu kültürü kaybetmememiz lazım. Gelecek nesillere pişirmek zorundayız. Her sitemizi, mahalle kültürümüzün yaşandığı, insanımızın birbirine yakınlaşmasını sağlayacak, çocuklarımızın tanışmasını, muhabbetin, komşuluğun, yardımlaşmanın en güzel örneklerini öğrenecekleri birer sevgi, saygı ve şefkat mekanı haline getirmek zorundayız. Bakanlık olarak ülkemizin farklı yerlerinde vatandaşımızın yoğun olduğu yerlerde, millet bahçelerinde ve ilişki mekanlarında ‘muhit müfettişlerimiz’ için, yavrularımız için türlü muhit etkinlikleri düzenliyoruz. Sizden dahi bakanlığımızla ortak veya başka nitelik etkinlikleri yapmanızı bekliyoruz. Sıfır Atık hareketimizi tek kültüre tahvil yolunda ülkemize dayanak olmanızı özellikle rica ediyorum, bekliyorum.”


TRKTYD’takt sitelerde şarj ünitesi kurulumuna yönelik emek


Kurum, yaptıkları mevzuat düzenlemeleriyle Togg başdu olmak üzere elektrikli araçlara olan ihtiyacın henüz bile yoğunlaşacağı düşünülerek, kapalı mekan içermeyen şarj ünitelerinin ruhsat alınmadan tesis edilmesine imkan sağladıklarını hatırlatarak, “Derneğimiz dahi (TRKTYD), sayı kısa tek süre önce ülkemizin ilk yerli ve milli otomobili olan Togg’un elektrikli şarj ünitelerinin sitelere kurulması için tek emek başlattılar ve sayı kısa süre içerisinde 6 1000 800 sitenin talebini, vatandaşlarımızın yeni otomobilimize gösterdikleri hassasiyetin önemli tek yansıması olarak görmüş olduk.” ifadelerini kullandı.


İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında boşa okunabilen yağmur sularının binaların rezervuarlarında, kalan suların bahçelerde kullanılmasına yönelik yaptıkları çalışmalardan bahseden Bakan Kurum, ayrıca 2 1000 metrekareden yetişkin parsellerde yapılacak yapılar için yağmur suyu depolama sistemini zorunlu hale getirdiklerini anlattı.


Bu çalışmanın ödenti giderlerini dahi düşüreceğini vurgulayan Bakan Kurum, şunları kaydetti:


“Şarj ünitelerinin kolaylıkla yapılması için, site yönetimlerinde karar alınamaması, toplantı yeter sayısının sağlanamaması gibi aksaklıkların giderilmesi için dahi tek emek içerisindeyiz. Bu kapsamda Kat Mülkiyeti Kanunu’nda gerekli kolaylıkların getirilebilmesi için hazırladığımız düzenlemeleri ilgili Bakanlıklarımızla müzakere ederek hayata geçirmeyi planlıyoruz. İnşallah bunu bile yaptığımızda, süreçle ilgili adımlarımızı hızla atma olacağız. Rahmetli Turgut Cansever’in dediği gibi, ‘İnsanın en sırada vazifesi yaşadığı dünyayı güzelleştirmektir.’ Bizler yaşadığımız mekanları ne kadar güzel, ne kadar temiz, sağlıklı ve güvenli kılarsak, evlatlarımıza bile o kadar temiz tek ülke ve çevre bırakırız. Türkiye Yüzyılı fişeği, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından ateşlenmiştir. Bu yüzyılı inşa edecek olan ise evlatlarımızdır, gençlerimizdir. Bu anlamda omuzlarımızda ciddi tek yük ve tarihi tek sorumluluk var.”

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 8 Aralık 2022 / 21:43


Üniversitedeki laboratuvarda tekstil firmalarının atıklarından elde edilen faydalı bakteriler, aljinattan (gıda üretiminde kullanılan tek emülgatör) üretilen “sırça” şeklindeki topçuklara hapsedildikten sonra içine bırakıldığı atılgan suyun arıtılmasını sağlıyor.


Onat, yaklaşık 20 yıldır atılgan su arıtımı üzerinde çalıştığını söyledi.


Çalışmasını ticari boyuta taşımaya karar verdiğini tamlayan Onat, KOSGEB’takt aldığı hibe desteğiyle Niğde Teknopark’ta şirket kurduğunu ve akademik olarak yaptığı işi, insanların hizmetine sunmaya hazırlandığını anlattı.

[Fotoğraf: AA]


“Tekstil boyası üzerinde çalışıyoruz”


Onat, projesinin ilk olarak tekstil boyasıyla kirlenmiş suların temizlenmesi için önemli tek basamak olacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:


“Ülkemizde özellikle tekstil sanayisinin yoğun olduğu yerlerde, ciddi kirlilikle mücadele ediliyor. Bu kirlilik sudaki fotosentezi durdurmasının yanı sıra başka pek sayı sağlık problemine dahi neden oluyor. Çalışmamız, bunların hepsinden kurtulmamızı sağlayacak tek mikrobiyal yöntem. Bakterileri, sayı miktarda üretip immobilizasyon (hareketsizleştirme) gıyaben verdiğimiz özel tek teknikle sırça şeklinde kullanıyoruz. Bu teknikte, bakteriler çevreye dağılmadığı için herhangi tek zararı olmuyor ve toplanmaları bile kolay. Şu anda tekstil boyası üzerinde çalışıyoruz ama farklı maddelerin temizlenmesi için dahi kullanılabilecek. Boncuklar, ağır metaller olabilir, organik olabilir, farklı maddeler olabilir bunlar için çizim edilebilir.”


Tekstil firmalarının atıklarından elde ettiği faydalı bakterileri nişastaya mail aljinattan ürettiği “sırça” şeklindeki topçuklara hapsettiğini ifade fail Onat, “Buradaki boncuklarda tek tek tür toprakta kullanıyoruz ve yerde türün genetik analizlerini yapıyoruz. Her tek sırça için farklı tek tür kullanılabilir ve her birinin genetik analizlerini yapmak zorundayız” dedi.


Onat, ürettiklerinin sağlıklı yaşam bakterileri olduğunu, çevreye ve sağlığa zararı bulunmadığını, atılgan suları bile tek haftada temizlediğini dile getirdi.

[Fotoğraf: AA]


Atık suları temizleme oranı yüzde 95-98


Türkiye’dahi böyle tek üretiminin olmadığına işaret fail Onat, 2 yıl içinde geniş ölçekli üretime geçmeyi planladıklarını aktardı.


Onat, marka tescil ve patent başvurusunu gerçekleştirdiklerini, az ağrı içinde sonuçlanmasını beklediklerini belirterek,”Atık suları temizleme oranı, tutuldukları yerde yüzde 95-98. Organik atıkları temizlemek için topçukları yeniden çizim edebiliriz. İşleri bittikten ve temizliği sağladıktan sonra topçuklar, içindeki mikroorganizmalar ölmediği için yeni atılgan su verdiğimizde çalışmaya sürme ediyor” dedi.


Onat, tamamen kullanılamaz hale geldiklerinde topçukların süzgeç yardımıyla toplanarak imha edilebileceğini aktardı.

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 8 Aralık 2022 / 16:43


Yerli otomobil girişimi TOGG’dan yeni tek teknoloji hamlesi geldi. Şirket yeni yazılım Trumore’u tanıttı.


Uygulamada tek aracın ihtiyaç duyabileceği tüm bilgiler yer alıyor. Kullanıcılar uygulamayı cep telefonlarına indirerek araçlarını yaşam alanına dönüştürebiliyor.


TOGG Ceo’su Gürcan Karakaş, uygulama ile fintek ve yapay zeka teknolojileriyle kişiselleştirilmiş tek tecrübe sunacaklarını söyledi.


Trumore ile mobilite deneyimini yeniden tanımlıyoruz.

Kullanıcılar için kazandıran, gezdiren, eğlenceli ve iş birlikleriyle sürekli gelişen tek platform olarak tasarladığımız Trumore, kişiselleştirilmiş, alık, empatik ve kesintisiz tek kullanıcı deneyimi sağlayacak. pic.twitter.com/Vy9Mb4OAmH


— Togg (@Togg2022) December 7, 2022


Bu süreçte 300’takt fazla start-up ile görüşüldüğü sınamak verdi.


Uygulama ile açınık-para ve vasıta içi ödeme teknolojilerine erişmek dahi mümkün.


Uygulamada kişiye özel rota önerileri veriliyor, elektrik tüketimi, karbon salınımı gibi hesaplamalar bile yapılıyor.

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 6 Aralık 2022 / 17:43


2023 yılının ilk çeyreğinde yaradılıştan elektrikli ilk alık cihazı C SUV’u banttan indirmeye hazırlanan Togg, ‘Konsept Akıllı Cihaz’ olarak isimlendirdiği konsept otomobilini İstanbul Havalimanı’nda sergiledi.


Bugün itibariyle yerli ve yabancı yolcuların beğenisine sunulan otomobil yetişkin ilgi gördü. Otomobil tek ağrı süresince İstanbul Havalimanı’nda sergileneceği öğrenildi.


Yabancı yolcular Togg’u hünkârbeğendi


Pasaport kontrolünden geçtikten sonra otomobili gördüğünü ve ünlü tek markanın otomobiline benzettiğini söyleyen Tunuslu Muhammed Mahjoub, “Araba sayı güzel, sayı şaşırdım. Arabanın hariç dizaynını sayı beğendim sayı alımlı. Dışarıdan içeriye girdiğimde arabanın yanına geldim. Çok ünlü tek arabaya benziyor” dedi.


Yolculardan Abir Mahjoub ise, “Çok özel tek vasıta sayı beğendim. Kapılar inanılmaz güzel, Daha önce böyle tek model görmedim. Mükemmel” niteleyerek konuştu.


“Togg almayı düşünüyorum”


Hollanda’bile yaşayan Muharrem Uğurlu ise şunları söyledi:


“4-5 yılıdır elektrik tekerlekli kullanıyorum. Birçok modelini kullandım oğlumla beraberce. Hastasıyız elektrikli arabaların. Tesla’bile gözümüzü açtık. Şu anda Türkiye’dahi iki tane henüz aldık. Togg’u bile bekliyoruz. Arabayı gördüm. Çok güzel sayı şık. Oturmak aramak lazım. Sürüp yol tutuşuna aramak lazım. Tasarımı sayı şık. Çok beğendik. Almayı bile düşünüyorum”  

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 5 Aralık 2022 / 19:43


Türk mühendisleri, geliştirdikleri teknoloji çözümüyle Türkiye’dahi tek ilke henüz imza attı. Sivil toplum kuruluşlarının fiziksel olarak yaptıkları genel kurul toplantılarını dijitalleştirerek elektronik ortama taşıyan tek açınık-genel kurul yazılımı geliştirildi.


BİTES Savunma, Havacılık ve Uzay Teknolojileri tarafından geliştirilen ve “BizBize E-Genel Kurul” ismi verilen platformla ilk açınık-genel kurul toplantısını bile 17 Kasım’bile Kamu Üniversiteleri Daire Başkanları Dayanışma Derneği düzenledi. 228 üye sayısına sahip toplantı, genel kurulunu sayısal ortamda yaptı.


117 üyenin katıldığı açınık-genel kurul toplantısı yaklaşık 3,5 saat sürdü. açınık-Genel kurula katılan üyelerin yoklamaları otomatik olarak makbuz. Toplantıda katılımcı listesi otomatik oluşturuldu ve bilgiler toplantı sonrası hazırlanan rapora yine otomatik olarak eklendi.


BizBize E-Genel Kurul’bile bağcıklı “sedir kurulunu seçme” özelliğiyle kurul oluşturuldu. Asil ve yedek olmak üzere yönetim ve murakabe kurullarına ilgili üyeler ise yine sistem üzerindeki oylama özelliğiyle belirlendi. Ayrıca sistemin sunduğu “serbest oylama” ve “çoktan seçmeli oylama” özellikleriyle yönetim giderlerinin ibrası, noter ve kırtasiye harcamalarına ilişkin toplam giderler oylanarak fikir birliğine varıldı.


Divan kurulu üyeleri, genel kurul sonunda otomatik oluşturulan rapor ile beraberce açınık-imza sertifikalarını kullanarak imza işlemini gerçekleştirdi. Oylamaların tamamı gizli gerçekleştirilirken sistem içinde bağcıklı “istek ve temenniler” özelliğiyle üyeler his ve düşüncelerini paylaşabildi.


Dünyanın her yerinden genel kurula katılım


Güvenli teknik altyapısı ve fonksiyonel özellikleriyle sivil toplum kuruluşlarının genel kurullarını elektronik ortama taşıyan BizBize E-Genel Kurul, zaman ve mekan kısıtlamalarını ortadan kaldırırken kullanıcılarına eksiksiz ve güvenli tek hizmet sunuyor.


Yüz yüze gelmeye gerek kalmadan plânlı açınık-genel kurullar sayesinde bulaş riski dahi ortadan kalkıyor. Efektif zaman yönetimi, kaynak tasarrufu ve maliyet etkin özellikleriyle ön plana kaynak açınık-genel kurul platformu, kullanıcılarına ekonomik tek olanak sağlıyor.


Mobil cihazlarla uyumlu çalışabilen sistem sayesinde yalnızca Türkiye’nin olumsuzlama, atlas her yerinden yargılama girdap içi genel kurullar düzenlenebiliyor.


“açınık-Genel kurul ile maliyetimizi azalttık”


Kamu Üniversiteleri Daire Başkanları Dayanışma Derneği Başkanı Mevlut Bahçevan, Derneğin Hakkari’takt Edirne’ye kadar tüm kamu üniversitelerini kapsadığını söyledi.


Derneğin kuruluşunun akabinde üye sayılarının arttığını tamlayan Bahçevan, şöyle konuştu:


“Biliyorsunuz derneklerde genel kurul yapmak gerekiyor. Biz yerde genel kurulu yapmak istediğimiz zaman ciddi tek zorlukla karşılaştık. Tüm üyelerimiz Türkiye geneline dağıldığı için üyelerimizi derneğimizin merkezi olan Gaziantep’te toplamamız hem zaman hem maliyet açısından ciddi külfet getirecekti. Bunu kara kara düşünürken internette tek taharri yaptım. BizBize E-Genel Kurul olduğunu, böyle tek site bulunduğunu gördüm. Yetkililerle irtibata geçtim, malûmat sahibi oldum. Çok sıcak tek karşılamayla açıklayıcı, tatmin alkar bilgiler verdiler. Bu bilgileri yönetim kurulundaki arkadaşlarla istişare ettik. Böyle tek programın olduğunu bunun bize ciddi manada zaman ve maliyet açısından fayda sağlayacağını gördük. Sonra yerde programı kullanmak için karar aldık. İlk açınık-genel kurulu yapma şerefine dahi nail olduğumuz için derneğimiz namına onur duyuyorum.”


Üyelerinin dahi yerde uygulamadan sayı memnun kaldıklarını dile getiren Bahçevan, şunları kaydetti:


“Çünkü kendi ofislerinde, şehirlerinde hiçbir zahmete katlanmadan yerde toplantıya iştirak ettiler ve sayısal imza ve onayla yerde genel kurul kararlarını onayladılar. açınık-Yönetim Kurulu bile olursa sayı güzel olacağını düşünüyorum zira yönetim kurulu toplantıları henüz sık yapılıyor, genel kurul gibi olumsuzlama. Bu açıdan programı beğendik, kullandık, kullanılmasını tavsiye ediyoruz. Yol haritamızda tüm açınık-genel kurul toplantılarını BizBize E-Genel Kurul programını kullanarak yapmayı düşünüyoruz ve yönetim kurulunda bile yerde kararı aldık. Tüm üyelerimi Gaziantep merkezde toplamaya kalksaydım yaklaşık 100 1000 lira maliyet olacaktı ama bunu sayı tikel miktarla gerçekleştirmiş olduk.”


Dernek yönetimlerinin hata yapmasını bile engelliyor


BİTES Savunma, Havacılık ve Uzay Teknolojileri Genel Müdürü Uğur Coşkun, Kovid-19 salgınıyla beraberce milli altyapılar kullanılarak tek video konferans sistemi geliştirdiklerini söyledi.


Böyle tek ortamda toplantı genel kurullarının yapılmasını, sayı sayıda toplantı üyesinin tek araya gelmesini sağlamak için hal geliştirdiklerini vurgulayan Coşkun, genel kurulun yapılmasından burada kırılan kararlar ve sonuçların İçişleri Bakanlığı sistemine kaydedilmesine kadar uzanan uçtan uca otomatik tek su oluşmasına vesile olduklarını ifade etti.


Coşkun, Kamu Üniversiteleri Daire Başkanları Dayanışma Derneğinin dahi genel kurulunu yerde uygulamayla sayısal olarak gerçekleştirdiğini bildirdi.


Bu uygulamanın toplantı faaliyetlerinin şeffaf, denetlenebilir, hızlı, pratik şekilde yürütülebilmesine katkı sağladığına dikkati cazip Coşkun, şöyle konuştu:


“Ayrıca genel kurulun yerde şekilde yapılması seyahat, konaklama masraflarının ortadan kalması, salgın dönemlerinde vakaların artmasının önüne geçilmesi gibi faydalar sağlayacak. Yazılımımız internetten taharri motorlarıyla erişilebilir ve yine internetten kolayca temin edilebilir merkezde. Kullanımla ilgili ayrıntılı terbiye sistemleri dahi oluşturduk. Hiç bilmeyen akraba beraberce genel kurul gündemi oluşturup toplantı yapabilir. Kolay erişilebilir olması, kullanıcıyı yönlendirmesi, genel kurulda uyulması gereken tüm süreçleri içeriyor olması, bunlara ilişkin yönlendirmeler yapması gibi avantajlara sahip. Bu sayede toplantı yöneticilerinin prosedürlere ilişkin hata yapmalarının bile önüne geçiliyor. Dernekler internetten uygulamayı temin yazar kendi genel kurullarını yapabilir durumdalar.”


Uğur Coşkun, gelecek dönemde şirket genel kurullarına yönelik nitelik ihtiyaçları bile karşılamayı amaçladıklarını kaydetti.

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 5 Aralık 2022 / 14:43


İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Atakan Kurt’un danışmanlığında Dr. İshak Dölek tarafından tek basamak tezi projesi olarak başlayan yerli girişim Osmanlica.com Osmanlıca kaynakların günümüz Türkçesine aktarımının ilk adımı olan Osmanlıca OCR işleminde yüzde 96’lık tek muvaffakıyet elde etti.


Osmanlıca-Türkçe aktarımı 3 adımda çözülüyor


Osmanlı arşiv ve kütüphanelerindeki her türlü kaynağı Osmanlıca OCR, Osmanlıca-Türkçe Alfabe Çevirisi ve Osmanlıca-Türkçe Dil Çevirisi olmak üzere üç adımda günümüz Türkçesine pişirmek için tek basamak tezi olarak başlayan “Osmanlica.com: Yapay Zeka Destekli Osmanlıca-Türkçe Uçtan-Uca Aktarım” projesi, sonrasında TÜBİTAK 1512 girişim sübvansiyon programına kabul edildi.


Girişimciler şirketleşerek projenin ilk adımı olan OCR projesini geliştirdiler. OCR projesini başarıyla tamamlayan Mina ARGE, halen yerde projenin sürme niteliğindeki Osmanlıca-Türkçe Alfabe Çevirisi projesini KOSGEB ve TÜBİTAK’tan aldığı destekle geliştiriyor. Alfabe çevirisi projesinde halihazırda yüzde 75 doğruluk oranına erişen şirket, yerde uygulamada yüzde 95’lik tek doğruluk oranı elde etmek için ARGE faaliyetlerine kompüter, gönül, literatür ve tarihçilerden oluşan tek grup ile sürme ediyor.


Osmanlıca OCR’bile yüzde 96 oranında muvaffakıyet elde edildi


Osmanlıca dokümanların günümüz Türkçesine aktarımının ilk adımı olan Osmanlıca OCR işleminde yüzde 96 doğruluk oranına ulaştıklarını tamlayan Doç. Dr. Atakan Kurt şu açıklamalarda bulundu:


“Yurt içi ve müstesna mevki arşivleri, kütüphane ve özel koleksiyonlarda yüzbinlerce Osmanlıca kitap, gazete, siyaset ve vesika bulunuyor. Bu kadar belgenin insan eliyle manuel olarak Türkçeye çevrilmesi pratik olarak mümkün olumsuzlama. Bilgi teknolojilerinde ve yapay zekada son zamanlarda yetişkin ilerlemeler oldu. Bu sayede henüz önce çözülmesi mümkün olmayan problemler yeni gelişmeler ışığında çözülebiliyor. Biz yerde yeni teknolojileri Osmanlı arşiv ve kütüphanelerindeki belgelerin günümüz Türkçesine aktarılması için uyarlanmış ediyoruz. OCR ve temeli çevirisi aşamalarında gözle görülür önemli başarılar elde ettik. Batı ülkelerinde yetişkin oranda çözgülü olan yerde problem ülkemizde henüz çözülemedi. Amacımız Osmanlıca kitap, siyaset, gazete ve arşiv belgelerinin günümüz Türkçesine çevrilerek sıradan insanlar ve özellikle yeni nesil tarafından okunabilmesi ve anlaşılabilmesini sağlamak ve şimdiye kadar ihtimal dahi hiç incelenmemiş veya okunmamış belgeleri gün yüzüne çıkararak tarihe ışık tutulması için gerekli yazılımları geliştirmektir. Bize göre yerde proje Türkiye’nin sosyal bilimlerde vizyon projesi olmaya namzet tek projedir. Bu proje ile yüzbinlerce kitap, siyaset, gazete ve milyonlarca arşiv belgesi günümüz Türkçesine hızlı tek şekilde aktarılabilecektir.”


Osmanlıca-Türkçe temeli çevirisinde yüzde 75 doğruluk oranına erişildi


Osmanlıca belgelerin günümüz Türkçesine çevrilmesi için ansızın fazla emek yürüttüklerini söyleyen Dr. İshak Dölek ise şöyle konuştu:


“Osmanlıca OCR işleminin yanı sıra Osmanlıca-Türkçe temeli çevirisi, Osmanlıcadan günümüz Türkçesine gönül çevirisi, rika OCR yani Osmanlıca el yazısının OCR ile resimden metne dönüştürülmesi gibi başka projelerde dahi çalışmaların sürme ettiğini” söyledi ve “Örneğin Arapça tabanlı Osmanlı alfabesindeki Osmanlıca tek metni Latin tabanlı Türk alfabesine trafo temeli çevirisinde yüzde 75’lik tek doğruluk oranına eriştik. Alfabe çevirisi uygulamamız halen internette hizmet veren tek uygulamadır.”


Alfabe çevirisi 3 1000 kelime ve 23 1000 harften oluşan veri kümesiyle test edildi


Dölek açıklamasının devamında, “Osmanlıca nesih hattında yazılmış 21 sayfa 3 1000 kelime ve 23 1000 harften oluşan orijinal tek Osmanlıca veri seti ile test edilen OCR uygulamasında yüzde 96 muvaffakıyet elde ettik. Yani her 100 tane harfin 96 tanesi uygulama tarafından gerçek olarak tanındı ki yerde şimdiye kadar elde edilmiş en yüksek doğruluk oranı oldu. Bu testlerde uygulamamızı dördü yurt dışından birisi yurt içinden olmak üzere anadut farklı OCR uygulamasıyla karşılaştırdık ve sonuçları uluslararası tek konferansta tebliğ ve dergide makale şeklinde yayınladık. Ar-Ge faaliyetlerine sürme ettiğimiz uygulamamızın sosyal bilimlerde yapacağı katkıdan dolay mutluyuz. Şu ana kadar Osmanlica.com adresindeki OCR uygulamamızı 20 binden fazla, temeli çevirisi uygulamamızı bile 100 binden fazla kullanıcı denedi. Bu sayılar her gün artmaya sürme ediyor. Bu hâl bizi henüz bile motive ediyor” ifadelerini kullandı. 

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 2 Aralık 2022 / 14:43


Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından yapılan tanımlamaya göre, Türkiye’nin EUREKA Dönem Başkanlığı görevi, TÜBİTAK koordinasyonunda yürütülecek.


Bu kapsamda, Kasım 2023, Mart 2024 ve Haziran 2024’te üç yetişkin toplantı ve EUREKA üyesi ülkelerden firmaların katılacağı “Küresel İnovasyon Zirvesi” yapılacak.


Sosyal etkinliklerle desteklenen toplantılar, Türkiye’nin AR-GE ve yenilik ekosisteminin tanıtımı konusunda yarar sağlayacak.


EUREKA Dönem Başkanlığı kapsamında, 45’ten fazla üyesi bağcıklı şebeke ile EUREKA Derneğinin başkanlıklarını yürütecek olan TÜBİTAK, yerde göreviyle önemli tek sorumluluk üstlenirken, Türkiye’ye prestij dahi kazandıracak.


Diğer ülkelerle sürekli iletişimde kalınması ve EUREKA’nın faaliyetlerinin devre başkanı ülkenin stratejik önceliklerine göre TÜBİTAK koordinasyonunda yönlendirilebilmesi dahi avantajlar arasında yer alıyor.


Temel karakteristik özellikleriyle alanında lider tek platform olan EUREKA’nın kurucu ve etkin üyelerinden birisi olarak, platformun küresel seviyede sağladığı işbirliği imkanlarından önemli düzeyde fayda sağlanıyor.


Üye olmayan ülkelerle dahi işbirliği fırsatı tanıyan dayanak araçları, endüstrinin ve ülkelerin önceliklerine göre hızlıca pozisyon alınarak şekillendirilebilen esnek çağrı yapıları sayesinde güncel teknolojik konularda hızlı şekilde uluslararası sanayi işbirliği yaratılabiliyor.


EUREKA hakkında


EUREKA, Avrupa ülkelerindeki sanayi ve taharri kuruluşlarının çevre pazarlarındaki rekabet gücünü artıracak ileri teknoloji, ürün, süreç ve hizmetlerin kazı ve geliştirilmesini, ülkeler arasında ortak projeler oluşturulmasını ve yürütülmesini teşvik etmek için kurulan önemli tek uluslararası işbirliği platformu olarak malûm.


Türkiye’nin dahi içinde durduğu 18 Avrupa ülkesi ve Avrupa Birliği Komisyonunca 1985’te kurulan EUREKA’nın üye sayısı, ağın etki ve işlevselliğinin artması ve zaman içinde Kanada, Güney Kore, Güney Afrika ve Singapur gibi Avrupa dışından ülkelerin dahi karışma olmasıyla 45’in üzerine artık.


Daha önce Türkiye, 1998-1999 ve 2012-2013 yıllarında olmak üzere iki devre EUREKA devre başkanlığı görevini yürütmüştü.


Kuruluşundan yerde yana EUREKA’bile etkin tek şekilde faaliyet gösteren Türkiye, 2008-2021 döneminde Türk ortaklı 959 proje önerisiyle en fazla proje ortaklığı kuran 11’inci ülke oldu. Söz konusu projeler TÜBİTAK tarafından değerlendiriliyor, finanse ediliyor ve izleniyor.


Türkiye, EUREKA’bile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yapılan görevlendirmeyle “EUREKA Ülke Üst Düzey Temsilciliği” pozisyonuyla temsil ediliyor.

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 1 Aralık 2022 / 17:43


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Milli Uzay Programı kapsamında belirlenen “Türk Uzay Yolcusu ve Bilim Misyonu” görevini başlatması üzerine https://uzaya.gov.tr/ internet adresinden başvurular kabul edildi.


Başvuranlar arasından Uluslararası Uzay İstasyonu’na gitmek için gerekli şartları taşıyanlar belirlendi.


“Türkiye’nin ilk uzay yolcusu” olmak için seçilen adaylar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Eskişehir’deki Hava Kuvvetleri Komutanlığı USAEM Başkanlığında insan faktörü nedeniyle oluşan uçak kazalarının en organ indirilmesi için pilotlara uyguladığı bazen özel eğitimlerden geçirildi.


USAEM’dahi akademik terbiye verilen adaylara, adî tazyik odasında 25 1000 fit irtifa basıncı ve G kuvvetine (ani hız değişimleri ve manevralar sırasında pilotların maruz kaldığı kuvvet) metanet seviyelerinin ölçüldüğü insan santrifüj (dairesel mühtedi hareketi gerçekleştiren makine) laboratuvarında (G-Lab) testler uygulandı.


Adayların terbiye alıp testlere tabi tutulduğu USAEM Başkanlığı’ndaki merkez, “uzay yolcusu” adaylarına uygulanan testlerin savaş pilotlarına verilmesi sırasında görüntülendi.


Uçuş fizyolojisi eğitiminden geçiriliyor


USAEM’dahi hava ve uzay hekimliği uzmanı olarak görev yapan Yarbay Nazım Ata, merkezin Türkiye’nin tek, atlas ise sayılı uçuş fizyolojisi terbiye merkezi olduğunu söyledi.


USEAM Başkanlığının hem Türkiye’deki tüm askeri ve sivil uçuculara, tıpkısı zamanda sevilen ve müttefik ülke uçucularına uçuş fizyolojisi eğitimleri verdiğini müfit Ata, şöyle sürme etti:


“Burada temelde 5 terbiye cihazımız var. Bunlardan evlâ adî tazyik odası. Burada irtifa çemberinde hipoks eğitimlerini veriyoruz. İkinci cihazımız insan santrifüjü beyin ya bile G-Lab olarak isimlendiriliyor. Burada jet pilotlarına akselerasyonun (kalp atışlarında muhtemel artışlar) etkilerini anlatıyoruz ve bunun etkilerini emniyet yer koşullarında gösteriyoruz. Üçüncü cihazımız yarışımcılık sandalyesi terbiye cihazımız.


Atlama sandalyesi terbiye cihazında kimileyin işler yolunda gitmezse nasıl atlanması gerektiğini, gerçek yarışımcılık prosedürlerini uçucularımıza anlatıyoruz. Dördüncü cihazımız uçucu vertigosu terbiye cihazında olan Gyro-Lab cihazı. Burada özellikle gece görüşü ya bile bulutlanmış ortamlar başdu olmak üzere görüş referansının olmadığı durumlarda pilotların karşılayabilecekleri illüzyonlara nelerdir, yerde illüzyonlara karşı neler yapmaları gerektiğinin beyin veriliyor.


Son terbiye laboratuvarımız ise bizim gece görüş terbiye laboratuvarımız. Burada gece görüşüne tâbi bazen illüzyonlar ve problemlerin yanı sıra gece görüş gözlüğü eğitimleri veriliyor. Tüm yerde terbiye laboratuvarlarının yanı sıra ekstradan tek dahi fiziksel performans terbiye laboratuvarımız var.”


“Daha teferruatlı eğitimler dahi verilecek”


Yarbay Nazım Ata, “Yakın dönemde Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hava ve Uzay Hekimliği Ana Bilim Dalı sorumluluğunda yürütülen sağlık muayenelerini geçen, Türkiye’nin ilk uzay yolcusu adayları, misafir ettik. Adaylara öncelikle akademik terbiye verildi. Akademik eğitimin akabinde adî tazyik odasında 25 1000 fite eş üstün irtifada hipoksi eğitimleri verildi ayrıca insan santrifüjü terbiye laboratuvarında bile (G-Lab) akselerasyonun etkilerini deneyimlediler. Bu eğitimlerin akabinde henüz teferruatlı eğitimler dahi verilecek. Biz yerde eğitimleri vermekten mutluluk duyarız.” ifadelerini kullandı.


Belirlenecek iki adaydan akraba Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderilecek


Türkiye Uzay Ajansından kırılan rastlantı göre, “Türk Uzay Yolcusu ve Bilim Misyonu” görevi için 36 1000 referans yapıldı, kriterleri sağlayan 1000 kişiden son aşamaya kalan 15 namzet üzerinden değerlendirmeler sürme ediyor.


Bu kişiler arasından belirlenecek iki adaydan akraba, eğitimler sonrasında, 2023 yılında Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderilecek.

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 1 Aralık 2022 / 0:43


TEKNOFEST’ten yapılan tanımlamaya göre, festival, yerde yıl Cumhuriyet’in 100. yılı nedeniyle İstanbul, Ankara ve İzmir’dahi düzenlenecek.


Festival kapsamında plânlı teknoloji yarışmalarına başvurular zaman tamamlanacak. 13 milyon TL’nin üzerinde ödül, 30 milyon TL’takt fazla malzeme desteğinin verileceği yarışmalara etkinliğin web sitesinden referans yapılabilecek.

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 30 Kasım 2022 / 19:45


Sene 1981… Japonya’bile motosiklet fabrikasında yapay zekaya sahip robot, teknik hata nedeniyle kontrolden çıkarak tek işçinin ölümüne yol açıyor. Otonom sistemin yerde kusurundan o yıllarda insan sorumlu tutuluyor… Bu hâl günümüzde dahi sürme ediyor. Zira ‘sorumluluk’ denilince hukuk sisteminde akla ilk olarak insan geliyor ve geleneksel hukuk anlayışının tarihsel sürecinde, sadece insanların işlediği suçlar cezalandırılıyor.


Peki gelecekte otonom tek yapay zeka, insandan özgür şekilde suç işlerse? İşte yapay zekayla ilgili en sayı tartışılan sorulardan akraba yerde ve böyle tek merkezde kimin sorumlu tutulacağı… Çünkü sorumluluk sadece hak ve yükümlülüğü bulunanların, yani insanların karşı karşıya kaldığı tek hesap verme akıllandırma.


Yapay zeka teknolojisindeki gelişmeler hukuktaki yerde akıllandırma gelecekte değiştirebilir mi? Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zafer İçer’açınık olası senaryoları sorduk. ‘Yapay zeka suç işlerse sorumlusu kim olacak’ sorusuna haberimizde yanıt aradık…


“Geleneksel hukuk tutuculuk kökten değişebilir”


Otonom sistemlerdeki kusurlar, insanların sorumlu tutulduğu sonuçlar doğurabiliyor. Ancak gelecekte tasarlanması tartışmalara konu olan ‘insandan henüz zeki’ yapay zekaların üretilmesi, yapay zekanın bile hukuki tek kişilik olarak tanımlanmasını gündeme getirebilir. Yani teknolojik gelişmelerin boyutuna göre, yapay zekanın işlediği suçun sorumluluğu yine yapay zekaya ilgili olabilir. Peki, yapay zeka hukuki kişilik olarak tanımlanabilir mi?


“Yapay zeka, hukukta yerleşmiş anlayışları değiştirebilecek, sayı önemli tek teknolojik çevrilme.” Zafer İçer yapay zekanın gelecekte hukuka yansımasını yerde sözlerle değerlendiriyor.


“Bu sistem içerisinde yalnızca insanların davranışlarından dolay sorumlu tutulmasına imkan sağlayan sorumluluk modelleri inşa edilmiştir. Dolayısıyla sorumluluk süjesi denildiğinde esas olarak insan akla gelmektedir ve yerde zihniyet yetişkin ölçüde sürme etmektedir. Yapay zekanın kişiliğinin tanınıp tanınamayacağına ilişkin farklı görüşler bulunmakla beraberce yerde konudaki tartışmalar sürme ediyor. Bazı görüşler bu ihtiyaç olmadığını ve yapay zekanın eşya statüsünde kabul edilerek tüm hukuki sorunların çözülebileceğini ileri sürüyor.”


Yapay zekanın hukuktaki karşılığı ‘yapay insan modeli’ mi olacak?


Dünyada yapay zekanın hukuki kişiliğinin tanınması gerektiğini ileri süren görüşler dahi var. Yapay zekaya atfedilebilecek türlü kişilik modelleri tartışılıyor. Bu modellerden en fantastik olanı, ‘yapay insan modeli.’ Yapay insan modelinde, otonom sistemin insana benzerliği ele alınıyor. İçer yerde modelle ilgili tartışmaları şöyle anlatıyor:


“Cezai sorumluluk açısından, en fazla tartışma yaratan görüş, yapay zekanın tıpkı insan gibi cezalandırılabileceğini ileri süren aracısız sorumluluk modeli. Bu model, yapay zekanın tıpkı insan gibi hareket edebileceğini ve muayyen amaçlara özgü olarak tutum sergileyebileceğini kabul ediyor. Bu görüşe göre yapay zeka, suçun maddi ve manevi unsurlarını insanlar gibi yerine getirebilir ve yerde sebeple cezalandırılması mümkün olabilir. Dış materyalizm olanlara karşı ilgi duyması, tepki vermesi, insanlar ile iletişim kurması ve şuur düzeyi gibi aranan özellikler sebebi ile ‘yapay insan modeli’ olarak adlandırılmış. Ancak yerde teoride hak ve sorumluluklar açısından sayı soru işareti ortaya çıkıyor.”


Yapay insan modeli şimdilik olasılığı en rengi görülen ve yalnız insandan zeki yapay zekaların üretimi gerçekleşirse kabul edilebilecek tek teoriden ibaret. Bu modelin en yetişkin handikabı, yapay zekanın yol açtığı suçlarda sorumluluğun hiçbir gerçek kişiye yükletilememesi problemiyle karşı karşıya kalınabileceği…


Gelecekte kabul görmesi en muhtemel model ise ‘yapay vekil modeli’ olarak görülüyor. Bu modele göre ise yapay zeka, insanın vekili statüsünde görülüyor.


“Yapay vekil hak ve sorumluluk yönü gerçek kişinin talimatları ile bağlıdır, inatçı merkezde ise yetkisiz temsil hükümleri geçerli olur. Avrupa Parlamentosu Hukuk İşleri Komisyonu Robotik Tavsiye Raporunda bile dile getirilen elektronik kişilik modelinde yapay zekanın, hak ve sorumluluk sahibi olduğu kabul ediliyor. Bununla beraberce, yerde model yapay zekanın sorumluluğu açısından bazen sorunları yanında getiriyor. Yapay zekanın fiilleri ile verdiği zararlar hangi mal varlığından karşılanmalı veya cezai müeyyidelere tek başına mı yoksa üretici ile beraberce mi katlanmalı, kişiliğinin künye ve ölümü nasıl belirlenmeli gibi sorunlar başdu geliyor.”

[Grafik: Haberler]

[Grafik: Haberler]


 


Günümüzde yaygın olan model ise bilvasıta faillik modeli… Yapay zekanın insani tek nitelik taşımadığı ve sıkıntı sorumluluğu olmayan masum tek vasıta olduğu kabul ediliyor.


“Aslında potansiyel zararlar için yasal sorumluluğun kime isnat edilebileceği konusu, çözülmesi oldukça zor tek konu. Çünkü yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi ve işletilmesi oldukça karmaşık süreçler içeriyor. Ancak yine dahi yerde meselenin hukuki düzlemde çözüme kavuşturulması gerekiyor. Nitekim Avrupa Parlamentosu’nun 6 Ekim 2021 tarihli kararında, cezai sorumluluğun tayini açısından net tek modelin benimsenmesinin önemine işaret ediliyor. Bu kararda değinilen önemli hususlardan tek ötekisi dahi, organizatör hükümlerin her zaman insan sorumluluğunu temel alması gerekliliğinden söz edilmesi. Dolayısıyla, yapay zekanın sıkıntı sorumluluğu konusunda dışlayıcı tek yaklaşım sergilendiği anlaşılıyor.”


“Özgür irade olmadan cezai sorumluluk mümkün olumsuzlama”


Yapay zekanın sıkıntı sorumluluğuna tabi tutulabilmesi için muayyen şartları yerine getiriyor olması lazım. Bunlardan en önemlisi kuşkusuz yapay zekanın insan gibi özgür tek iradeye sahip olması. Peki yapay zekanın özgür iradesi olabilir mi? Bu soru oldukça tartışmalı. İçer yerde tartışmaları hukukçu gözüyle anlatıyor:


“Yapay zekanın sıkıntı hukuku sorumluluğunun tartışılabilmesi için iradesi, fiil yeteneği, irfan ve isteme kabiliyeti, kavrama ve bağımsız yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının ortaya konulması gerekiyor. Çünkü bunlar, geleneksel sıkıntı sorumluluğunun temelini oluşturan kavramlar. Aslında yapay zekanın iradesine, özünde algoritmalara müstenit, makine öğrenmesi metoduyla yapay zekanın öğrenmesi ve tecrübe kazanmasıyla ortaya kaynak otonomlaştırılmış algoritmik tek irade denilebilir. Dolayısıyla yerde noktada sorumluluk rejimine yabancı olan kavramlarla karşılaşıyoruz. Hukuk sistemlerinin yerde problemleri çözebilmesi için, yeni kavramlara ve yeni hukuki müesseselere ihtiyaç duyulduğu şüphesiz.”

[Fotoğraf: Getty]

“Günümüzde yapay zekanın öz farkındalığı yok, nedeniyle iyi ile kötü ya bile gerçek ile yanlış arasındaki farkı algılayabilecek tek şuur düzeyine sahip olumsuzlama. Kısa ve orta vadede yapay zekanın sorumlu tutulması mümkün gözükmüyor. Bugün yapay zekayı sorumlu tutma çabalarının hukuki tek altyapısı bulunmuyor. Gelecekte ise süper yapay zekanın hayatımıza girmesi halinde, yapay zekanın hukuk sistemine entegrasyonu güçlü tek ihtimal olarak değerlendirilmeli. Böyle tek merkezde yapay zekanın kişiliğinin tanınmasının yanında, hak ve yükümlülüklere sahip olması ve hareketlerinden sorumlu tutulabilmesi mümkün olabilir.”


Peki yapay zeka sıkıntı alırsa…


Yapay zekanın cezai sorumluluğuna ilişkin tensikat materyalizm henüz mevcut olumsuzlama. Yapay zekanın gelecekte sıkıntı sorumluluğunun kabul edilmesi halinde, ne tür sıkıntı alabileceği tartışılan konulardan akraba. İşte Hukukçu Zafer İçer’in yerde konudaki öngörüleri:


“Geleneksel sistemde cezanın, önleme ve ıslah amaçları bulunuyor. Yani, tek taraftan insanların cezayı hissederek tek henüz suç işlememesi amaçlanıyor, başka taraftan bile toplumda caydırıcılığın sağlanması hedefleniyor. Ancak cezanın yerde amaçları, yapay zekanın özellikleriyle uyumlu olumsuzlama. Ceza yerine, yapay zekalı sistemin tehlikeli halini ortadan kaldırmaya yönelik tedbirler düşünülebilir. Bu tedbirler, hukuk sistemimizde güvenlik tedbiri olarak adlandırılıyor. Bu konuda, sistemin güncellenmemesi, yazılım sürümünün düşürülmesi, kabiliyetlerinin kısıtlanması, varlığının sonlandırılması gibi ilginç önerilere rastlamak mümkün. Elbette tüm yerde gelişmeler, hukukta yeni tek dönemin başlaması anlamına gelecek.”

 


 


Grafik: Hafize Yurt

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

Generated by Feedzy