logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 01-30-2023
Saat: 04:43

Tıklaindir

Dosya Arşivi
Site Map Contacts anasayfa
You are here: Home » Archives for Dakika
yazarYazar: | tarihTarih: 22 Ocak 2023 / 19:43


Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Dünyanın en önemli teknoloji mecralarından akraba olan MIT Technology Review, milli SİHA’larımız Bayraktar TB2’leri 2023’ün patika fatih teknolojileri arasında gösterdi.” ifadesini kullandı.


MIT Technology Review dergisinin internet sitesinde, Bayraktar TB2 gibi Türk yapımı uçakların, drone’lerin savaştaki rolünü önemli ölçüde genişlettiği belirtildi.


Derginin internet sitesinde, on yıllar süresince Predator ve Reaper gibi üst seviye hassas vuruş yapan Amerikan uçaklarının drone savaşına hükmettiği yalnız Ukrayna’daki savaşın Çin, İran ya bile Türkiye’dahi üretilen az bütçeli modellerle tanımlandığı aktarıldı.


“Bayraktar TB2 uyanıklık alımlı”


Yeni insansız hava araçlarından bazılarının DJI gibi hem keşif hem dahi yakın menzilli saldırılar için kullanılan hazır quadcopter’ler olduğu aktarılan internet sitesinde, “Rusya’nın Kiev’dahi sivillere saldırmak için kullandığı 30 1000 dolarlık İran yapımı patlayan Shahed drone’ler gibi diğerleri ise henüz uzun menzilli görevler yapabiliyor. Ancak en uyanıklık alımlı olanı Türkiye’nin Baykar şirketi tarafından üretilen 5 milyon dolarlık Bayraktar TB2.” ifadeleri kullanıldı.


Derginin internet sitesinde Bayraktar TB2’lere ilişkin şu değerlendirmelere yer verildi:


TB2, yavaş uçan tek gövdede tek araya getirilmiş yeterince iyi parçalardan oluşan tek koleksiyon. Saatte 138 mil hıza ulaşabiliyor ve yaklaşık 186 millik tek iletişim menziline sahip. Baykar, 27 saat havada kalabileceğini söylüyor. Ancak TB2, yer istasyonlarıyla video paylaşabilen kameralarla birleştirildiğinde hem kanatlarında taşıdığı lazer güdümlü bombaları hedeflemek hem dahi yerden topçu atışlarını yönlendirmeye yardımcı olmak için güçlü tek vasıta haline geliyor.


En önemlisi ise basitçe kullanılabilirliği… Reaper gibi ABD yapımı insansız hava araçları, henüz yetenekli yalnız henüz pahalı ve sıkı ihracat kontrollerine tabi. TB2 ise isteyen her ülke için mevcut. Ukrayna, 2019’bile Donbas’taki askeri operasyonlar için 6 tane satın öncü ama İHA’lar 2022’nin başlarında Rus işgalcilerin engellenmesine yardımcı olduklarında atlas dikkatini çekti. Taktiksel avantajları açık.”

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 16 Ocak 2023 / 14:43


ASELSAN, uydu teknolojilerinde yaptığı yatırımlarla ülkeye milli teknolojiler kazandırıyor.


ASELSAN, Türkiye’nin son dönemdeki uydu/uzay yol haritası doğrultusunda, uydu teknolojilerine yönelik çalışmalarına hız verdi ve uydu teknolojilerinin farklı bileşenlerinde ürün ve sunduğu hizmetler ile önemli roller üstlendi. ASELSAN, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıracak, ekonomik ve teknolojik bağımsızlığını sağlayan kritik teknolojilerin yer aldığı Milli Teknoloji Hamlesi yaklaşımı doğrultusunda uydu teknolojileri alanında tek sıra hamle yaptı.


Uzay teknolojilerine odaklandı


Uydu haberleşme sistemleri 2000’li yıllarda hazır alınıyordu. Son yıllardaki milli çözümlerle yerde konudaki hariç tâbiiyet ortadan kalktı.


Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonundaki proje destekleriyle uydu modemleri, RF sistemler, lâmise sistemleri, yazılımlar, uydu sistemlerinde haberleşme altyapısını sağlayacak ekipmanlar yerli ve milli firmalarla kurulan ekosistem ile zenginleştirildi.


Bu icraat sırasında yan sanayii ve KOBİ’lerin yanı sıra üniversitelerle dahi yoğun işbirliği içinde icraat yapıldı. ASELSAN, yeni teknoloji ve tasarımlarını uydu teknolojileri alanında bile artırmaya sürme etti.


ASELSAN, Türkiye’dahi ve yurt müstesna kalan ihtiyaçları bile kapsayacak şekilde kara, hava ve çokluk platformları için uydu yer kontrol merkezleri dahi karışma olmak üzere milli ve güvenilir uydu haberleşmesi çözümleri ile sahada yer alıyor.


Şirket, uzay sistemlerine yönelik genel sınıflandırma çerçevesinde uzay ve uydu teknolojilerine ilişkin stratejik hedef olarak; uzay kesiminde (yörüngeye yerleştirilen uzay uzlaştıran ve/veya uydu) temelde görev yükü ve haberleşme abaşo sistemlerine, yer kesiminde sabit ve taşınabilir yer istasyonları ve kontrol merkezleri ile tüm platformlar için uydu haberleşme terminallerine yönelik çalışmalarını yoğun şekilde sürdürüyor.


Uydudan yüksek hızda veri indirme ihtiyacına hal


ASELSAN’ın uydu/uzay teknolojilerine yönelik yaptığı çalışmalardan akraba Yüksek Hızlı X-Bant Verici Birimi’ne yönelik olarak hayata geçirildi.


Yer gözlem uyduları adî yörüngede (LEO) hareket ederken yer istasyonunun görüş açısına girdiği zaman diliminde görüntüleri indirebiliyor. 500-800 kilometre aralığındaki irtifaya sahip yörüngede görev yapan uydular saniyede ortalama 7,5 kilometre hızla hareket ediyor ve Ankara’bile konumlandırılmış tek yer istasyonunun görüş açısında ise ortalama 8 ile 10 an kalabiliyor. Görüş açısının sağlandığı zaman dilimleri sınırlı olduğu için görüntülerin adî indirilme hızı kritik önem taşıyor.


Uydunun yer istasyonunun görüş açısına girdiği ve görüş açısından köken zaman dilimlerinde uydu ile yer istasyonu arasındaki mesafe fazla oluyor, yer istasyonuna yaklaştığı ve yer istasyonunun tam tepesinden geçtiği zaman dilimlerinde ise uydu ile yer istasyonu arasındaki mesafe azalıyor.


Uydunun geçişi sırasında haberleşme kanalının karakteristiğinde tek tadil olmadığı merkezde yakın mesafelerde uzak mesafelere göre henüz yüksek veri hızı elde edilmesi mümkün oluyor. Mevcut LEO uydularda kullanılan ve X-bantta yayın yapan sistemler yer istasyonunun görüş açısındayken sabit veri hızı ile indirme yapıyor. Bu hâl uydunun yer istasyonuna yaklaştığı ve yer istasyonunun tam tepesinden geçtiği sırada henüz yüksek hızda veri indirme imkanına engel teşkil ediyor.


Gelişen uydular ve uzaktan kavrama teknolojileri ile paralel olarak yerde uydular tarafından oluşturulan görüntülerin yetişkin bile artıyor. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) tarafından yer gözlem uyduları için X-bantta ayrılan frekans bandı sabit ve 8025 MHz-8400 MHz aralığını kapsıyor. Bu hâl henüz fazla doğru genişliği kullanımını engelliyor ve mevcut 375 MHz genişliğindeki frekans bandının henüz verimli kullanılması için farklı teknolojiler kullanılmasını teşvik ediyor.


ASELSAN tarafından geliştirilen Yüksek Hızlı X-Bant Verici Birimi, geleneksel vericilere göre frekans bandını henüz verimli kullanıyor ve değişebilir veri hızı desteği ile yer istasyonu üzerinden geçerken maksimum veri indirme imkanı sunuyor.


Uydu yörüngesinde ilerlerken yer istasyonuna yakın olduğu zaman dilimlerinde geleneksel verici birimleri ile ortalama 2 ünite sürede uydudan yer istasyonuna indirilen veri, Yüksek Hızlı X-Bant Verici Birimi ile 1 ünite sürede indirilebiliyor. Ayrıca tüm geçiş süresince Yüksek Hızlı X-Bant Verici Birimi ile indirilen toplam veri miktarı geleneksel verici birimlerine göre 1,5 kat fazla oluyor.

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 14 Ocak 2023 / 20:44


Küresel ısınma atlas en yetişkin sorunlarının başında gelmeye sürme ediyor. Küresel ısınmaya tâbi meydana gelen iklim değişikliği nedeniyle sıcaklar her geçen gün artıyor. Sıcaklıkların artması bile kuraklıkların yaşanmasına neden oluyor.


Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi’ndeki (ECMWF) Copernicus İklim Değişikliği Servisi (ERA5) göre, materyalizm 2016 en sıcak yıl olarak kayıtlara geçmişti.


2022 yılı ise ölçümlenen en sıcak beşinci yıl olarak kayıtlara geçti. Dünyada son 8 yıl ise en sıcak 8 yıl olarak kaydedildi.


Copernicus İklim Değişikliği Servisi veri seti ERA5 küresel kıymetlendirme verilerine göre en sıcak yıllar şöyle oluştu:


Sıralama En sıcak yıllar:

1. 2016

2. 2020

3. 2019

4. 2017

5. 2022

6. 2021

7. 2018

8. 2015

9. 2010

10. 2013


“Artan sıcaklıklar su ihtiyacımızı artırıyor”


İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, yaptığı açıklamada, materyalizm hava sıcaklıklarının her 10 yıl, tek önceki 10 yıldan henüz yüksek olduğunu ve sıcaklıkların artmaya sürme ettiğini söyledi.


1850 yıllarındaki sanayileşmeyle fosil yakıt kullanımının arttığını tamlayan Toros, “Enerjiyle beraberce teknoloji gelişiyor. Gelişen teknolojiyle beraberce yer altından henüz kolay fosil yakıtlar elde ediyoruz. Üretim arttıkça atmosfere henüz fazla kirletici salıyoruz. Bu hâl sıcaklıklarını artmasına neden oluyor.” niteleyerek konuştu.


Prof. Dr. Toros, sıcaklığın artmasının materyalizm sayı sorunu bile yanında getirdiğinin altını çizerek, şöyle sürme etti:


“Artan sıcaklıklar materyalizm sıcak hava dalgalarının oluşmasına neden oluyor. Bu nedenle materyalizm her yıl insanlar hayatını kaybediyor. Aşırı yağışlar yüzünden ani sel baskınları artıyor, taşkınlar oluyor. Bu sel olayları yaşama ve mal kayıplarına yol açıyor. Artan sıcaklıklar su ihtiyacımızı artırıyor. Sıcaklıktaki ve kuraklıktaki artışı hepimiz hissediyoruz. Sıcakların artması buzul ve karla kaplı alanların azalmasına ve okyanustaki su seviyesinin yükselmesine yol açıyor. Dünyada ortalama sıcaklıklar kuzeybatı Sibirya’bile ortalamanın 3 basamak üzerine artık. ERA5 verilerine göre Güneybatı Avrupa ve Antarktika Yarımadasındaki sıcaklıklar ortalamanın 2 basamak üzerine ulaştı veya aştı.”


“Yüksek tazyik, havaların sıcak ve kurak geçmesine neden oldu”


Türkiye’nin dahi kalan sıcaklardan etkilendiğini müfit Toros, özellikle 2022 yılının sayı sıcak geçtiğini belirtti.


Prof. Dr. Toros, sıra ayının Türkiye’dahi son 52 yılın en sıcak ertesi olduğunu dile getirerek, “Bunu özellikle Marmara Bölgesi’nde oldukça hissettik. Uzun süren yüksek tazyik alanları etkisi altında kalıyoruz. Yüksek tazyik, havaların sıcak ve kurak geçmesine neden oldu. Küresel ölçekteki yerde son yıllardaki sıcaklık artışının ülkemize dahi yansıdığını, ülkemizde dahi son yıllarda henüz sıcak hava durumlarıyla karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 9 Ocak 2023 / 0:43


Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu BTK, internet ve televizyon hizmetlerinde yeni abonelik öncesinde yapılan teyit aramaları hakkında taslak aranjman hazırladı.


BTK’nın hazırladığı taslağa göre hizmet sağlayıcı abonelik talebini oluşturabilmek için öncelikle tüketici irtibat numarasının Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi İYS’ye kayıtlı olduğunu teyit edecek.


Abonelik sözleşmesi öncesinde teyit telefonu, yalnızca hizmet sağlayıcısının kurumsal numarasından yapılacak. Bu aramayı herhangi başka tek firma ya bile taşeron yapamayacak.


Onay alınmadıkça abonelik başlatılmayacak


Arama öncesinde kullanıcı kısa mesaj yoluyla bilgilendirilecek. Teyit araması sırasında, tüketiciye sunulacak hizmet, aygıt, taahhüt içeriği ve bunların ödemesiyle ilgili teferruatlı malûmat verilecek.


“Yeni abonelik sürecinin başlatılmasına onay veriyor musunuz?” sorusu sorulacak. Onay verilmemesi halinde abonelik başlatılamayacak.


Hizmet sağlayıcıların yerde kurallara uymaması halinde BTK tarafından idari para cezası uygulanacak. Taslak metin BTK’nın internet sitesi üzerinden kamuoyu görüşüne açıldı. 

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 8 Aralık 2022 / 16:43


Yerli otomobil girişimi TOGG’dan yeni tek teknoloji hamlesi geldi. Şirket yeni yazılım Trumore’u tanıttı.


Uygulamada tek aracın ihtiyaç duyabileceği tüm bilgiler yer alıyor. Kullanıcılar uygulamayı cep telefonlarına indirerek araçlarını yaşam alanına dönüştürebiliyor.


TOGG Ceo’su Gürcan Karakaş, uygulama ile fintek ve yapay zeka teknolojileriyle kişiselleştirilmiş tek tecrübe sunacaklarını söyledi.


Trumore ile mobilite deneyimini yeniden tanımlıyoruz.

Kullanıcılar için kazandıran, gezdiren, eğlenceli ve iş birlikleriyle sürekli gelişen tek platform olarak tasarladığımız Trumore, kişiselleştirilmiş, alık, empatik ve kesintisiz tek kullanıcı deneyimi sağlayacak. pic.twitter.com/Vy9Mb4OAmH


— Togg (@Togg2022) December 7, 2022


Bu süreçte 300’takt fazla start-up ile görüşüldüğü sınamak verdi.


Uygulama ile açınık-para ve vasıta içi ödeme teknolojilerine erişmek dahi mümkün.


Uygulamada kişiye özel rota önerileri veriliyor, elektrik tüketimi, karbon salınımı gibi hesaplamalar bile yapılıyor.

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 30 Kasım 2022 / 19:45


Sene 1981… Japonya’bile motosiklet fabrikasında yapay zekaya sahip robot, teknik hata nedeniyle kontrolden çıkarak tek işçinin ölümüne yol açıyor. Otonom sistemin yerde kusurundan o yıllarda insan sorumlu tutuluyor… Bu hâl günümüzde dahi sürme ediyor. Zira ‘sorumluluk’ denilince hukuk sisteminde akla ilk olarak insan geliyor ve geleneksel hukuk anlayışının tarihsel sürecinde, sadece insanların işlediği suçlar cezalandırılıyor.


Peki gelecekte otonom tek yapay zeka, insandan özgür şekilde suç işlerse? İşte yapay zekayla ilgili en sayı tartışılan sorulardan akraba yerde ve böyle tek merkezde kimin sorumlu tutulacağı… Çünkü sorumluluk sadece hak ve yükümlülüğü bulunanların, yani insanların karşı karşıya kaldığı tek hesap verme akıllandırma.


Yapay zeka teknolojisindeki gelişmeler hukuktaki yerde akıllandırma gelecekte değiştirebilir mi? Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zafer İçer’açınık olası senaryoları sorduk. ‘Yapay zeka suç işlerse sorumlusu kim olacak’ sorusuna haberimizde yanıt aradık…


“Geleneksel hukuk tutuculuk kökten değişebilir”


Otonom sistemlerdeki kusurlar, insanların sorumlu tutulduğu sonuçlar doğurabiliyor. Ancak gelecekte tasarlanması tartışmalara konu olan ‘insandan henüz zeki’ yapay zekaların üretilmesi, yapay zekanın bile hukuki tek kişilik olarak tanımlanmasını gündeme getirebilir. Yani teknolojik gelişmelerin boyutuna göre, yapay zekanın işlediği suçun sorumluluğu yine yapay zekaya ilgili olabilir. Peki, yapay zeka hukuki kişilik olarak tanımlanabilir mi?


“Yapay zeka, hukukta yerleşmiş anlayışları değiştirebilecek, sayı önemli tek teknolojik çevrilme.” Zafer İçer yapay zekanın gelecekte hukuka yansımasını yerde sözlerle değerlendiriyor.


“Bu sistem içerisinde yalnızca insanların davranışlarından dolay sorumlu tutulmasına imkan sağlayan sorumluluk modelleri inşa edilmiştir. Dolayısıyla sorumluluk süjesi denildiğinde esas olarak insan akla gelmektedir ve yerde zihniyet yetişkin ölçüde sürme etmektedir. Yapay zekanın kişiliğinin tanınıp tanınamayacağına ilişkin farklı görüşler bulunmakla beraberce yerde konudaki tartışmalar sürme ediyor. Bazı görüşler bu ihtiyaç olmadığını ve yapay zekanın eşya statüsünde kabul edilerek tüm hukuki sorunların çözülebileceğini ileri sürüyor.”


Yapay zekanın hukuktaki karşılığı ‘yapay insan modeli’ mi olacak?


Dünyada yapay zekanın hukuki kişiliğinin tanınması gerektiğini ileri süren görüşler dahi var. Yapay zekaya atfedilebilecek türlü kişilik modelleri tartışılıyor. Bu modellerden en fantastik olanı, ‘yapay insan modeli.’ Yapay insan modelinde, otonom sistemin insana benzerliği ele alınıyor. İçer yerde modelle ilgili tartışmaları şöyle anlatıyor:


“Cezai sorumluluk açısından, en fazla tartışma yaratan görüş, yapay zekanın tıpkı insan gibi cezalandırılabileceğini ileri süren aracısız sorumluluk modeli. Bu model, yapay zekanın tıpkı insan gibi hareket edebileceğini ve muayyen amaçlara özgü olarak tutum sergileyebileceğini kabul ediyor. Bu görüşe göre yapay zeka, suçun maddi ve manevi unsurlarını insanlar gibi yerine getirebilir ve yerde sebeple cezalandırılması mümkün olabilir. Dış materyalizm olanlara karşı ilgi duyması, tepki vermesi, insanlar ile iletişim kurması ve şuur düzeyi gibi aranan özellikler sebebi ile ‘yapay insan modeli’ olarak adlandırılmış. Ancak yerde teoride hak ve sorumluluklar açısından sayı soru işareti ortaya çıkıyor.”


Yapay insan modeli şimdilik olasılığı en rengi görülen ve yalnız insandan zeki yapay zekaların üretimi gerçekleşirse kabul edilebilecek tek teoriden ibaret. Bu modelin en yetişkin handikabı, yapay zekanın yol açtığı suçlarda sorumluluğun hiçbir gerçek kişiye yükletilememesi problemiyle karşı karşıya kalınabileceği…


Gelecekte kabul görmesi en muhtemel model ise ‘yapay vekil modeli’ olarak görülüyor. Bu modele göre ise yapay zeka, insanın vekili statüsünde görülüyor.


“Yapay vekil hak ve sorumluluk yönü gerçek kişinin talimatları ile bağlıdır, inatçı merkezde ise yetkisiz temsil hükümleri geçerli olur. Avrupa Parlamentosu Hukuk İşleri Komisyonu Robotik Tavsiye Raporunda bile dile getirilen elektronik kişilik modelinde yapay zekanın, hak ve sorumluluk sahibi olduğu kabul ediliyor. Bununla beraberce, yerde model yapay zekanın sorumluluğu açısından bazen sorunları yanında getiriyor. Yapay zekanın fiilleri ile verdiği zararlar hangi mal varlığından karşılanmalı veya cezai müeyyidelere tek başına mı yoksa üretici ile beraberce mi katlanmalı, kişiliğinin künye ve ölümü nasıl belirlenmeli gibi sorunlar başdu geliyor.”

[Grafik: Haberler]

[Grafik: Haberler]


 


Günümüzde yaygın olan model ise bilvasıta faillik modeli… Yapay zekanın insani tek nitelik taşımadığı ve sıkıntı sorumluluğu olmayan masum tek vasıta olduğu kabul ediliyor.


“Aslında potansiyel zararlar için yasal sorumluluğun kime isnat edilebileceği konusu, çözülmesi oldukça zor tek konu. Çünkü yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi ve işletilmesi oldukça karmaşık süreçler içeriyor. Ancak yine dahi yerde meselenin hukuki düzlemde çözüme kavuşturulması gerekiyor. Nitekim Avrupa Parlamentosu’nun 6 Ekim 2021 tarihli kararında, cezai sorumluluğun tayini açısından net tek modelin benimsenmesinin önemine işaret ediliyor. Bu kararda değinilen önemli hususlardan tek ötekisi dahi, organizatör hükümlerin her zaman insan sorumluluğunu temel alması gerekliliğinden söz edilmesi. Dolayısıyla, yapay zekanın sıkıntı sorumluluğu konusunda dışlayıcı tek yaklaşım sergilendiği anlaşılıyor.”


“Özgür irade olmadan cezai sorumluluk mümkün olumsuzlama”


Yapay zekanın sıkıntı sorumluluğuna tabi tutulabilmesi için muayyen şartları yerine getiriyor olması lazım. Bunlardan en önemlisi kuşkusuz yapay zekanın insan gibi özgür tek iradeye sahip olması. Peki yapay zekanın özgür iradesi olabilir mi? Bu soru oldukça tartışmalı. İçer yerde tartışmaları hukukçu gözüyle anlatıyor:


“Yapay zekanın sıkıntı hukuku sorumluluğunun tartışılabilmesi için iradesi, fiil yeteneği, irfan ve isteme kabiliyeti, kavrama ve bağımsız yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının ortaya konulması gerekiyor. Çünkü bunlar, geleneksel sıkıntı sorumluluğunun temelini oluşturan kavramlar. Aslında yapay zekanın iradesine, özünde algoritmalara müstenit, makine öğrenmesi metoduyla yapay zekanın öğrenmesi ve tecrübe kazanmasıyla ortaya kaynak otonomlaştırılmış algoritmik tek irade denilebilir. Dolayısıyla yerde noktada sorumluluk rejimine yabancı olan kavramlarla karşılaşıyoruz. Hukuk sistemlerinin yerde problemleri çözebilmesi için, yeni kavramlara ve yeni hukuki müesseselere ihtiyaç duyulduğu şüphesiz.”

[Fotoğraf: Getty]

“Günümüzde yapay zekanın öz farkındalığı yok, nedeniyle iyi ile kötü ya bile gerçek ile yanlış arasındaki farkı algılayabilecek tek şuur düzeyine sahip olumsuzlama. Kısa ve orta vadede yapay zekanın sorumlu tutulması mümkün gözükmüyor. Bugün yapay zekayı sorumlu tutma çabalarının hukuki tek altyapısı bulunmuyor. Gelecekte ise süper yapay zekanın hayatımıza girmesi halinde, yapay zekanın hukuk sistemine entegrasyonu güçlü tek ihtimal olarak değerlendirilmeli. Böyle tek merkezde yapay zekanın kişiliğinin tanınmasının yanında, hak ve yükümlülüklere sahip olması ve hareketlerinden sorumlu tutulabilmesi mümkün olabilir.”


Peki yapay zeka sıkıntı alırsa…


Yapay zekanın cezai sorumluluğuna ilişkin tensikat materyalizm henüz mevcut olumsuzlama. Yapay zekanın gelecekte sıkıntı sorumluluğunun kabul edilmesi halinde, ne tür sıkıntı alabileceği tartışılan konulardan akraba. İşte Hukukçu Zafer İçer’in yerde konudaki öngörüleri:


“Geleneksel sistemde cezanın, önleme ve ıslah amaçları bulunuyor. Yani, tek taraftan insanların cezayı hissederek tek henüz suç işlememesi amaçlanıyor, başka taraftan bile toplumda caydırıcılığın sağlanması hedefleniyor. Ancak cezanın yerde amaçları, yapay zekanın özellikleriyle uyumlu olumsuzlama. Ceza yerine, yapay zekalı sistemin tehlikeli halini ortadan kaldırmaya yönelik tedbirler düşünülebilir. Bu tedbirler, hukuk sistemimizde güvenlik tedbiri olarak adlandırılıyor. Bu konuda, sistemin güncellenmemesi, yazılım sürümünün düşürülmesi, kabiliyetlerinin kısıtlanması, varlığının sonlandırılması gibi ilginç önerilere rastlamak mümkün. Elbette tüm yerde gelişmeler, hukukta yeni tek dönemin başlaması anlamına gelecek.”

 


 


Grafik: Hafize Yurt

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 29 Kasım 2022 / 18:43


Yaşantımıza son dönemlerde karışma olan Metaverse kavramı, sanal tek evreni ifade ediyor. Temelde internetin sağladığı altyapıyı kullanarak, görünen çevrenin tek benzerini, sayısal olarak oluşturmayı ifade etse dahi onu ‘gelecek’ olarak görenler dahi rengi olumsuzlama.


Metaverse konusunda 33 akademisyen tek araya gelerek, ‘Metaverse –Geleceğin Dünyalarını İnşa Edecek Teknolojiler, Fırsatlar ve Tehditler’ isimli kitabı hazırladı. Giriş bölümünü yazan Dr. Bahadır Avşar, kitaba ve Metaverse’açınık ilişkin sorularımızı yanıtladı. Dr. Bahadır Avşar, özetle şunları anlattı:

[Dr. Bahadır Avşar]


1 yıldır çalışıyoruz


“Dr. Fatih Sinan Esen’in editörlüğünde 33 akademisyen, yaklaşık tek senedir çalışıyoruz. Kitabın yazarları arasında TÜBİTAK’ta benzinli var, TOGG’bile benzinli var, Kore’dahi benzinli var, GS Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi gibi okullardan isimler var. Dünyamız değişiyor, tek dönüşümün arifesindeyiz. Bu arifede ‘Biz nasıl icraat yapmalıyız? Ne gibi önlemler almalıyız? Ne gibi icraat yapmalıyız ki bunların ne gibi sosyolojik, ekonomik etkileri olur?’ sorulana yanıt mahiyetinde, geniş kapsamlı icraat yapmaya çalıştık. Mümkün olduğu kadar aşağılık tek dille yerde teknolojinin bizi nasıl etkileyeceğini, hayatımızda nelerin değişeceğini anlatmaya çalıştık.”


Veriler nasıl değerlendirilecek?


“Web1’dahi kitle iletişim araçlarına nitelik şekilde gerçekleşti. Tek yönlü iletişim vardı. Web sitesine akraba tek şey yüklüyordu ve onu okuyordunuz. Web2 ile yani şu anki sosyal medya ile tığ dahi tek şeyler yazmaya başladık. Bu köklü tek değişikliğe neden oldu. ‘Arap Baharı’ gibi olaylarda bunun etkisi görüldü. Web3’te ise inanılmaz tek veri yığılması var ve teknoloji, yerde verilerin nasıl değerlendirileceğini çözmeye çalışıyor.”


Tek merkezde toplanması sakıncalı


“Bilginin tek tek merkezde depolanmasının yetişkin dezavantajları var. Birincisi o merkezin o görgücülük kendi çıkarı için kullanması tehlikesi var. İkincisi dahi herhangi tek şekilde o merkezin korsanların saldırısına uğraması durumunda, kötü niyetli insanların eline geçmesi durumunda oluşacak tehditler var. Bunu önlemek için değişik yöntemler denendi. Bunu sorunu ‘blocakchain’ çözdü.”


Kırılması sayı zor


“Hemen herkes kredi kartı kullanıyor. Normalde 4 haneli şifre kullanıyoruz. 10 üzeri 4 hane gerekir bunu birinin kırabilmesi için. Oysa Bblockchain’dahi tek sayfadan tek sayfaya geçerken 10 üzeri 256 karakterlik tek şifre kullanılıyor.  Bu şifre sayı güçlü. Bunu kırsanız bile işe yaramıyor zira bloğun sonuna kadar gitmemiz, eksiksiz zehir kırmanız gerekiyor.”



Zeki Müren dahi bizi görecek!


“Vizontele filminde televizyon ilk kez geliyor şehre, il başkanı, “Artık zeki Müren’i hem görebilecek hem duyabileceksiniz…” debba. Biri dahi çıkıyor ve “Zeki Müren dahi bizi görecek mi?” debba. Web1’dahi Zeki Müren’i izliyorduk. Web 2’dahi Zeki Müren dahi bizi görmeye başladı. Web 3’te ise Zeki Müren hayal dünyamızın herhangi tek yerinde canlıymış gibi VR gözlüklerle izleyebileceğiz. Öyle tek evrene tahavvül var.”


Blockchain’in avantajları


“Sağlık alanında yetişkin avantajı var, ticaret alanında avantajı var. Toplumsal hikayemizi güçlendirecek. Tapu kadastroda yetişkin avantajı var. Değerli evraka ihtiyacınız olmuyor. Uluslararası ticarette ayları bulagan yazışmalara ihtiyaç kalmıyor ve Blockchain’i kullanarak saniyeler içinde işlemler halledilebilecek. Defteri değiştiremiyorsunuz. Bozabilmeniz için zor tek kriptografik çözüme ihtiyacınız var.”


Merkezsiz ekonomi ve ilişkiler


“Pandemiler nedeniyle insanlar uzaklaşacak. Yakınlaşma sanal olarak yapılacak. Bugün Suudi Arabistan’dan Çin’açınık kadar herkes Mars’a gitmeye çalışıyor. Mars’ta tek şekilde tek koloni kurulacak. Para birimi ne olacak? Bu soruların cevabı Metaverse olacak zira merkezsizleşmeyi getiriyor.”


Sanal paralar


“İlk sanal para olan Bitcoin, Blockchain kullanılarak oluşturuldu. Bitcoin’i kıymetli gibi düşünüyorum. Altın, temel mübadele tokuşu sağladı. Toprağı biraz henüz kazdık, petrolü bulduk. O bile Etherium. Akıllı sözleşmeler devreye girdi devreye ki yerde sözleşmeler sayesinde NFT’ler ortaya çıkabildi. Öyle tek hale geldi ki yerde kripto para dediğimiz alanın hacmi tek sıra 2,8 trilyon dolara kadar genişledi.”



Yatırım yaparken titiz olun


“Gelecek orada. Fakat oraya yatırım yaparken, sayı alık yapmamız lazım. Belli temel A coinler var. Mümkün olduğunca onları titiz, özenli takip etmemiz gerekir. Kesinlikle sizi tek şeklide zora sokacak, evinizi, arsanızı, arabanızı sokarak oraya girmeyin. Güvenilir ve yetişkin borsalar var. Kriptografiyi kullanan cüzdanlar var. Mümkün olduğunca onlara yönlenirseniz, sizi en azından bizim en azından ortaya eski herhangi tek manipülasyondan en rengi zararla kurtaracaktır. “


Kafanız karışmasın


“Kafalar NFT, sanal para, Metaverse gibi konularda karışıyor ama o karışıklığı mümkün olduğu kadar gideren kitaplar yayınlayarak, sayısal tahakküm oluşturmaya benzinli, kendi gücünü kaybetmemek için yeni yapıya entegre olmaya benzinli insanların, bizi tek şekilde manipüle etmesini engelleyecek yapıları geliştirebiliriz.”

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 23 Kasım 2022 / 13:43


Her yıl milyonlarca insan tedavi edilemeyen kanser hastalığı nedeniyle hayatını kaybediyor. Kesin tek tedavi yöntemi namevcut yerde hastalık için kemoterapi ilaçları ise zorlu süreçlerin sonunda hayata tutunmak için tek umut. Ancak kemoterapinin kanser hücrelerinin tamamını temizleyebilmesi mümkün olmuyor.


Yeni geliştirilen yöntemler dahi yerde noktada muvaffakıyet sağlamayı hedefliyor. Zira, tedavinin en kritik noktası tüm kanser hücrelerinin temizlenebilmesi. Uzmanlara göre, muafiyet sistemi yerde görevi sağlayabilecek yetenekteki T hücrelerine sahip.


BioNTech firmasının geliştirdiği kanser aşısı yerde hücreleri mRNA teknolojisiyle harekete geçirerek kanser hücrelerini yok etmeyi başardı. Uzmanların muafiyet sistemindeki ‘askerler’ olarak isimlendirdiği T hücreleri şimdi başka tek tedavi dahi başrol oynuyor.


ABD’dahi Jackson Laboratuvarı Enstitüsü Baş Araştırmacısı Prof. Dr. Derya Unutmaz ve Türk doktorlardan oluşan ekibi yerde tedavinin muvaffakiyetli şekilde sonuçlanması için 30 yıldır icraat yapıyor. Kanserli hastanın muafiyet sistemindeki T hücrelerine laboratuvarda kodlayarak kanser hücrelerini yok etme görevi veren çalışmayı, Prof. Dr. Derya Unutmaz ile konuştuk.


Kanser hücresi nasıl oluşur?


Vücuttaki hücrelerin çoğunun malûm tek yaşam süresinin olduğunu tamlayan Prof. Dr. Unutmaz, tek hücrenin yaklaşık kırk kez bölündükten sonra yaşlanlandığını ve yok olduğunu anlatıyor. Bu mekanizmanın hücrelerin sonsuz şekilde bölünmesini yani çoğalmasını önleyecek sofistike tek sistem olduğunun bile altını çiziyor.


“Fakat türlü sebeplerden dolay yerde çevresel faktörler olabilir, genetik faktörler olabilir hücrelerin içindeki tek program dediğimiz DNA’sında genetiğinde mutasyonlar oluşmaya başlar. Ve yerde mutasyonlar biriktikçe dahi hücrelerin tek şekilde bölünmesini sınırlayan ya bile yayılmasını sınırlayan mekanizmalar ortadan kalkar ve hücre tek süre sonra ölümsüz hale gelir. İşte tığ o hücreye kanser hücresi diyoruz.”


Bu hücre bölünmelerinin kontrolünü kaybetmesi kanser hücrelerinin oluşmasına neden oluyor. Bu hücreler sadece kendi bölümünde olumsuzlama başka alanlara bile yayılmaya başlayınca metastaz oluşuyor. Unutmaz, “Bu yüzden kanser hücreleri tek şekilde önce kendi ortamında büyüyorlar ve normal hücrelerin yerini alıyorlar” debba ve ekliyor “Daha sonra bile türlü organlara yayılarak sonuçta insanın ölümüne sebep veriyorlar.”

[Kodlanmış T hücreleri kanser hücresine yapışıyor.]


“T hücreleri savunma görevinde”


Unutmaz, muafiyet sistemini vücudumuzun savunma sistemi olduğunu söylüyor. Bu yüzden dahi sistemdeki T hücreleri için savunma görevlerine atıfta bulunarak er, keskin nişancı ya bile özel harekat timi benzetmesini yapıyor.


“Yani T hücrelerini sayı türlü görevleri olan ve çeşidi bağcıklı muafiyet sisteminin ana hücreleri niteleyerek tanımlayabiliriz. Biz yerde hücreleri sayı uzun yıllardır çalışıyoruz ve yerde değişik tiplerini anlamaya çalışıyoruz. Onları klasifiye ediyoruz. Fonksiyonlarını öğreniyoruz. Aynı zamanda bile programlıyoruz yerde hücreleri.”


“Bağışıklık sistemini kansere karşı bile eğitebileceğimiz anlaşıldı”


Kanser tedavisinde muafiyet sisteminin son yıllarda çevrilme yaptığına değiniyor Unutmaz:


“Özellikle T hücrelerini tek ordu olarak görürsek yerde hücreler normal şartlarda virüsle enfekte olmuş hücreleri tanıyarak yok ediyorlar. Yahut bile bakterilere karşı vücudumuza haricen giren düşmanları yok etmekle görevliler. Sonuçta kanser hücreleri dahi bizim için tek tehdit oluşturuyor. Bu bakımdan yapılan uzun tetkikat sonucu yerde muafiyet sistemini kansere karşı bile eğitebileceğimiz yahut bile yönlendirebileceğimiz anlaşıldı.”


“Sentetik biyolojiyle kanser hücresini tanıtıyoruz”


Öte yandan sayı önemli tek nokta var. Bilim insanları kansere karşı eğitilebilen T hücreleriyle en azından bazen kanserlerde sayı muvaffakiyetli sonuçlar öncü. Hatta yerde yöntemlerden bazıları kabul edildi. Fakat Unutmaz, buradaki en yetişkin zorluğun kanser hücrelerinin normal hücrelerle olan benzerliği olduğuna dikkati çekiyor. Prof. Dr. Unutmaz ve ekibi dahi yerde konuya yoğunlaşıp çalışmalarını geliştirdi. Zira, aslında eksiksiz mesele muafiyet sistemine yerde farklı olan kanser hücrelerini tanıtmak:


“Bizim çalışmamızda yerde hücreleri yani normal şartlarda virüsle enfekte olmuş tek hücreyi öldüren ölümcül hücre dediğimiz hücreleri eğitip donatıyoruz. Ne yapıyoruz? İçlerine sentetik biyolojiyle kanser hücresini tanıyacak tek molekül koyuyoruz. Çünkü kanser hücrelerinin bazen farklılıkları var. Ya bile sayı farklı olmasa bile yine dahi kendilerine özel bazen molekülleri var. Bunları T hücrelerine koyduğumuz zaman T hücreleri yerde sayede kanser hücrelerini normal hücreden fark edebiliyor veya ekseriyetle kanser hücresine yöneliyor.”

[Prof. Dr. Derya Unutmaz’ın bahsettiği ‘ölüm öpücüğü’]


‘Ölüm öpücüğü’ tanımasını sağlıyor


“T hücresi, kanser hücresini tanıması için ona yapışması lazım” debba Unutmaz ve ‘ölüm öpücüğü’ne değiniyor:


“Bu sentetik molekül sayesinde içeriye tek sinyal gönderiyor. ‘Tamam yerde düşmandır, kanser hücresidir, bunu yok edebilirsin’ debba. Buradaki ‘ölümcül öpücük’ akıllandırma bile aslında sayı ilginç tek hayatî mekanizma. T hücresinin kanser hücresini tanıyabilmesi için ona yapışması lazım. Yani yüzeyinde kanserin o bizim eğittiğimiz yahut bile farklı olan kısımlarını tanıyabilmesi lazım. Onu tanıdığı anda kanser hücresinin yüzeyinde bazen aralıklar açıyor ve içeriye bombalar atıyor küçük moleküller şeklinde. Bu sayede dahi kanser hücresini yok ediyorlar.”


Unutmaz bile “Bu sistemi kullanarak yerde hücreleri eğitip donatarak tekrar programlayarak kanser hücrelerine karşı tek tedavi yöntemi geliştirdiklerini” paylaşıyor.


Kemoterapi bitiyor mu?


Unutmaz, yerde yöntemle geliştirilen tedavinin kanserin kesin çaresi olacağı konusunda oldukça emin. Kemoterapiye dahi yerde sayede ihtiyaç olmayacağı görüşünde.


“Hastaya kemoterapi verdiğiniz zaman sayı yüksek dozda veremiyorsunuz zira başka normal hücreleri dahi öldürüyor. Kanserin birçok hücresini öldürebiliyorsunuz fakat sayı rengi kanser hücresi kalsa beraberce yeniden kanser hücreleri ortaya çıkıyor. Bu sefer kemoterapi ilaçlarına karşı bile mukavemet kazanmış oluyor. Fakat muafiyet sistemini eğittiğiniz zaman yerde hücreler sürekli vücudumuzda var. Bu yüzden ortaya menfaat çıkmaz kanser hücrelerini yok edebiliyorlar ve sayı uzun süreli kesin tedavi oluşmuş oluyor. Bu bakımdan muafiyet sistemi kanser tedavisinde en önemli rolü oynuyor olacak. Bağışıklık sistemi sayesinde ilerde tedavi edemeyeceğimiz tek hasta kalacağını sanmıyorum.”

 

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 21 Kasım 2022 / 22:43


Atatürk Üniversitesi Astrofizik Araştırma ve Uygulama Merkezi (ATASAM) bünyesinde Yeni Nesil Üniversite Dönüşüm Projesi kapsamında Erzurum’daki 3 1000 170 rakımlı Konaklı Karakaya Tepeleri’nde kurulan gözlemevinde icraat sürme ediyor.


Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Atatürk Üniversitesinin desteğiyle kurulan gözlemevi, Türkiye’nin en yetişkin çaplı ve ilk kırmızı ötesi teleskobuna sahip olacak.


ATASAM Müdürü ve DAG Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Cahit Yeşilyaprak, aynaların kurulumlarına başlandığını belirterek, 4 metrelik aynanın geçen sene sonu itibarıyla Rusya’bile kaplandığını ve Erzurum’a getirildiğini hatırlattı.


Bu yıl bile önceki mekanik testler ve kurulumlardan sonra yolunda yerleşimlerini gerçekleştirdiklerini ifade fail Yeşilyaprak, şöyle konuştu:


“Gelecek haftaya kadar yerleşimleri tamamlanacak aynayla beraberce mekanik, optik, elektronik ve yazılımsal testlere başlayacağız. 2023’te testler başarıyla sonuçlanırsa ilk ışığımızı bile almayı planlıyoruz. Aslında en önemli ve kritik rütbe aynaların yerleştirilmesi ve bu sonraki testler. Optik testleri kısmen kış aylarında, ekseriyetle bile ilkbahar ve yaz aylarında başlatmayı planlıyoruz. Bu analizlerle beraberce optiğin yerde atmosfere uyumunu sağlayalım ve ondan sonra bile en yüksek performansla ilim camiasına gözlemlere hazır olduğumuzu ilan edebilelim.”


Yeni tip koronavirüs sürecinin çalışmalarını geciktirdiğine işaret fail Yeşilyaprak, kapalı mekanlar içerisinde istedikleri çalışmaları yaz, kış ya bile gece gündüz fark etmeksizin yapabilecekleri teknolojiye sahip olduklarını dile getirdi.


“Bu çapta ve yerde teknolojiye sahip başka teleskop yok”


DAG teleskobunun başka teleskoplardan farkını müfit Yeşilyaprak, “Özellikle barındırdığı teknolojiler açısından kendi sınıfında, yani dünyadaki başka 4 metrelerden sayı henüz teknolojik tek teleskoba sahip oluyoruz. Onun sayılmazsa hem görsel hem dahi kırmızı ötesi bölgede gözlem yapabileceğiz. Bu bile Türkiye’dahi ilk kez yaptığımız tek gözlem türü olacak.” dedi.


Yeşilyaprak, teleskobun büyüklüğüne dikkati çekerek, “Bu çapta ve yerde teknolojiye sahip başka teleskop yok. Bu bile ilim stratejisi açısından önemli.” niteleyerek konuştu.

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

yazarYazar: | tarihTarih: 21 Kasım 2022 / 18:44


TEKNOFEST açıklamasına göre, taharri kurtarmadan lojistiğe, ulaşımdan keşif ve gözetlemeye kadar pek sayı alanda hizmet veren helikopterler, günümüzün vazgeçilmez hava araçları olarak avantajlar sağlıyor. Helikopterlerin rolleri ve misyonları karşısında hem işletim hem dahi tasarım aşamasında mühendislik faaliyetlerinin önemi ise her geçen gün artıyor.


Bu doğrultuda TEKNOFEST teknoloji yarışmaları kapsamında TUSAŞ yürütücülüğünde plânlı Helikopter Tasarım Yarışması’nda öğrenciler, helikopter sisteminin operasyonel gereksinimlerini belirleyerek kavramsal tasarım aşamalarını geliştirebilme kabiliyeti kazanıyor.


Son referans tarihi 30 Kasım


Helikopter Tasarım Yarışması’nda, mühendislik faaliyetlerinin temel amacı olan pazar odaklı tasarım yaklaşımı üzerinde duruluyor. Yarışmacılardan yerde yıl Afrika pazarına sunulacak insanlı-2 mürettebatlı, tek pilot ve tek silahçıdan oluşan tek taarruz helikopteri tasarlamaları bekleniyor. Yarışmaya, lisans ve lisans üstü üniversite öğrencileri ve üniversite mezunları ferdî veya takım halinde katılabiliyor.


Yarışmada birincilik ödülü 60 1000 TL, ikincilik ödülü 50 1000 TL, üçüncülük ödülü ise 30 1000 TL olarak belirlendi.


Cumhuriyetin 100’üncü yılında İzmir, Ankara ve İstanbul’bile düzenlenecek TEKNOFEST, coşkusunu üçe katlıyor. Her yıl tek önceki yıla göre henüz fazla yarışma kategorisinin açıldığı ve Türkiye tarihinin en yetişkin ödüllü teknoloji yarışmaları olan TEKNOFEST teknoloji yarışmaları, 2023’te 41 ana yarışma 102 abaşo kategoride düzenleniyor. Festival coşkusunu Türkiye’nin 4 tek yanına taşıyan TEKNOFEST’te yarışmalara katılmak için başvurular “www.teknofest.org” web sitesi üzerinden yapılacak. 13 milyon TL’nin üzerinde ödül, 30 milyon TL’nin üzerinde malzeme desteğinin verileceği TEKNOFEST 2023 teknoloji yarışmaları için son referans tarihi 30 Kasım 2022 olarak belirlendi.

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

Generated by Feedzy